may the nude foot be with us

may the nude foot be with us

search

_____s o u n d of m u z a k______

sound of muzak

26 Ocak 2011 Çarşamba

melinda (more or less)



Melinda ,Curved Air'ın Phantasmagoria albümündeki 2. parça ve Sonja Kristina'nın muazzam sesi...
Progresif müziği neden bu kadar çok sevdiğimi biliyorum dedirten müzikler vardır ya hani bazen işte bu da onlardan sadece biri.bir Stationary Traveller yaralayıcılığının etkisini yarattı bende ,sizi bilemem ama 


Lütfen grooveshark ayarlarızı düzeltin ve dinleyin mutlaka.

http://listen.grooveshark.com/#/s/Melinda+More+Or+Less+/2TpAfz

lovely lady falling laughing down the glory of the rainbow
lovely lady reaching crying for the comfort of the day-glow

melinda more or less, melinda more or less, melinda more or less in dreams

but if and when she wakes again, she knows it all begins again
sleeping, waking, rising, falling, dumb but calling out to deafened friends
that's how it ends

for melinda more or less in dreams
melinda more or less, melinda more or less in dreams

fade melinda, fade into fantasy
tell them you won't be played like any other instrument of fate
fade melinda, into your fantasy
tell them you're not prepared to wait for your dream of the end

melinda more or less in dreams

lovely lady falling laughing down the glory of the rainbow
lovely lady reaching screaming for the comfort of the day-glow

melinda more or less, melinda more or less, melinda more or less

19 Ocak 2011 Çarşamba

gece gece özüne dönen şımak

Lan çıplak ayak gece gece nerden esti bilmiyorum da 2 sene önce coco ile gittiğimiz dream theater konseri aklıma geldi aniden.Sonra acayip çılgın atasım geldi ,hatta bir bakayım dedim hiç video kalmış mı o geceden izleyeyim azıcık.Gerçi Portnoy arıtk yok ama dream theater kafası yaşıyorum gece gece.İmages and Words ne de güzel albümdür...

http://listen.grooveshark.com/#/s/Metropolis+Part+1+the+Miracl/2NCB1Y

18 Ocak 2011 Salı

blog'da saykodelik atlar koşturmak



Az önce ekmesiz ile hasbihal ederken canlarım,canlarım derken burada top oynayan inler ve cinlerden bahsediyorum ehemm, "bir baktım ki blogu canlandırmaya başlamışsınız sevgili şımak ,ben ise ne zamandır girmiyordum ancak haberim oldu ,gördüm ki blogun tipini de değiştirmişsin kendine göre yapmışsın iyice ,at koştur bakalım hah hah"dedi.
E haklı da ve ben de burayı iyice günlük şeysine çevirdim ama şu sıralar bunun kafasını yaşıyorum kusura bakmayınız.
Geçen hafta demiştim ki çarşambaya kadar evden dışarı adımımı atmayacağım ve görüldüğü üzere öyle de
oldu.Bazen şuursuzca konuştuğum veya şuursuzca aklıma gelen şeylerin başıma geldiğinin farkına varıyorum.
Şimdi sizlere 2 haftalık programımı açıklıyorum ehemm

Neler yaptım ve yapacağım:
evde kaldığım sürece bir kaç film indirdim ve müzik arşivim için bir kaç araştırma yaptım.Bu sıralar biraz elektronik müziğe ağırlık verdim ve eskiden yeniye bazı grupları inceledim.Tabi ki elektronik müzik denilince akla bir çok alt dal da beraberinde geliyor,örneğin elektronik rock veya new wave denilince aklıma direkt ,günümüzdeki çoğu gruba da ilham kaynağı olan new order (ian curtissiz joy division'ın dönüşüm
geçirmesinin ürünü) geliyor.Veya saykodelik trance denilince aklınıza ne gelir ?benim israilli grup infected mushroom geliyor.Yeni ne mi buldum?
electric president, ben cooper'ın(radical face) alex kane ile oluşturduğu projesi(2003).genel olarak bakıldığında yaptıkları müzik biraz post rock gibi duruyor ama ,ben son albümleri the violent blue'yu inceledim indieye daha yakın bir albüm olmuş.
schiller ,christopher von deylen'ın oluşturduğu bir projeyken ,90lı yolların sonunda peter heppner ile birleşip schiller mit heppner oluşmuştur.Bu projeyi yeni keşfetmedim esasında ama aklıma gelmişken yazmak gereği duydum.Ortaokul sıralarında projenin mit heppner lı halinin dream of you parçasıyla tanışmış ve çok etkilenmişken bir süre sonra şarkıyı tamamen kaybedip yıllarca beynimin bir köşesinde çalması 
ve 5-6 yıl sonra şans eseri solistin sesini tanımam ve araştırma girişimlerinde bulunmam sayesinde yeniden kavuşmuş olmam nedeniyle ,cümlenin sonu nereye gidecek bilemiyorum ama ,benim için çok özel bir parçadır.hohoh.bunun yanında kesinlikle dinlemesi gereken diğer şarkılar ,a beautiful day ,destiny(voyage'daki) ,i feel you diye düşünüyorum siz yine diğer parçalara da göz atın.
iamx,sözlükteki dj arkadaşlarımdan biri sayesinde keşfettiğim bu sanatçının(chris corner ), dört albümü olup(5.yolda) 2009 çıkışlı
kingdom of welcome
addiction isimli albümünü inceledim ve pop-electronic
karışımı tarzda bir albüm
olduğu kanısına vardım,bence dinlemeye değer 
özellikle;nature of inviting ,
kingdom of welcome addiction, my secret friend,an i for an i ...
tüm bunların yanında four tet'le de biraz daha ilgilenmeye 
karar verdim ve
bir kaç hasır altı grup daha keşfettim
flunk gibi mesela...


Film konusuna gelecek olursak ,öföryanın the fountain'ını ve interstate 60'i 
elde ettim(indirdimhoohoh),ama en önce motosiklet günlüğünü 
izleyeceğim(bkz: Gael García Bernal) ,bir kaç 
film daha indirdim ama zihnimden silinmişler belki onları da sonra yazarım,


Ne diyordum çarşambaya kadar evden çıkmayacaktım evet ,yarın öförya ile 

Frida' yagideceğiz dönüşte görüşmek üzere...

16 Ocak 2011 Pazar


Tatilde olmamız nedeniyle nihayet gece film izlemecelerime geri döndüm...Birkaç film önermesinde bulunayım dedim nacizane.Öncelikle fountani izlemeyen herkes izleye.mother and child i benim gibi dram kafası yaşayanlar izleye.cashback filmini de nerden buldum bilmem konu güzelde film baya sıkıcı bence.İyi filmlemeler...

15 Ocak 2011 Cumartesi

şımak'ın şımaklık yapması

blog ,şımak sıfatını o kadar çok hak ediyorum ki bana şımak lakabını taktığı için cocoyu en yakın zamanda tebrik edeceğim.
bloga böyle saçma şeyler yazmak istemezdim ama ,
sevgili yüce çıplak ayak kötüyüm ben ,çok kötüyüm.baş ağrısı gibi birşey bu sadece 5 dakikalığına unutuyorsun o ağrıyı ama 5 dakika sonra bir bakıyorsun yeniden başlamış ve asla durduramıyorsun.sonra kendine kızıyorsun neden yapıyorsun bunu kendine diye, neden salak neden?sonra tekrar kızıyorsun kendine salak dediğin için ,salaksın evet elinde mi sanki?
normalde sevgili arkadaşım yusufun sitesinde döküyorum içimi ama ,bir süre orada dökmeyeceğim sanırım içimi ,biraz fazla döküp kirlettim ortalığı.
sadece kötü hissetsem ses çıkartmam belki ama garipte hissediyorum.herşey çok garip geliyor bu günlerde gözüme.sokaklarda insanlar ,evde ailem ve ben, ben yabancılaştım kendime.
kötüyüm işte ,yaşamak istediğim hayat bu değil.sürekli mızmızlık yapmaktan sıkıldım.
beni bu kadar kötü yapan müzikler ,porcupine tree dinlemeyeceğim bir daha dedim bugün yine kendime.bilemiyorum bu kaçıncı söz verişimdi kendime ,factotum'unda içine ettim bugün 2 sayfa okuyup bıraktım asla bitiremeyecekmişim gibi geliyor şu kitabı.kendi ucubeliğimi görüyorum bazen kitapta merhaba ucube diyor bana bukowski amca.ucubeyim evet biliyordum zaten.ama hayır şu sıralar gündemi meşgul eden ve bir takım saprofaşistlerin diline dolanan ucubeden değil.
yazmaya başlamalıyım belkide yeniden ,mayıstan beri elimi süremediğim hikayeye yoğunlaşabilirim belki yeniden,hikayeye dalıp kendi şımaklıklarımı unutabilirim.
cocoyla içmeye gideceğim en yakın zamanda ,böğüre böğüre ağlamak istiyorum.

13 Ocak 2011 Perşembe

çıplak ayakların yemek yapamama macerası

sayın blog ,
gördüğün gibi seni,şu dandirik blogu canlandırma çalışmalarım devam ediyor.ediyordu daha doğrusu
sana bugün neler oldu neler bitti hepsini anlatacaktım (bugün ayaklarla çok fazla yürüdük, üşüdük, aç kaldık(çim adamlara gidip çim ananın yaptığı kaşarlı köfteleri pişirmeye çalıştık ama yaklaşık 3 saatlik bekleyişin sonunda hala pişmemiş oldukları için direkt salata ve makarnaya giriştik)) sonra eğleştik ve ben 1 saat önce odaya dödüm ,daha anlatacak çok şey var ama başka birşey yazacak halim yok yorgunluktan ölüyoroıloleruelrerçdfgfhjkhgfdsfdghvbn

11 Ocak 2011 Salı

bir kardeş daha mı?

Merhaba blog efendi ,yüce çıplak ayak sana da merhaba!
Öncelikle bugün ne zor ne de kolay bir gündü.Tam olarak anlamlandıramadığım bir gündü aslında ,kafam allak bullak olduğu için şu sıralar ,sanki beynimin içinde bir film seti varmış ve ben kameranın arkasına geçmiş yönetiyormuşum gibi hissediyorum.
· · · — — — · · ·
sosososososososos



Dün  turşu şu siteden bahsetti
bir kardeşim var tabiki ama bu site çeşitli illerdeki kardeşlerin(biraz sevgi biraz maddiyat) yani ihtiyacı olan çocukların tespit edilip ,kardeş edinmek isteyen gönüllü kişilerce sahiplenilmesi(kardeşçe ehemm) için kurulmuş bir siteymiş. 'asla' para yollamaksızın o çocuklarla iletişime geçmeyi sağlayan bu site sayesinde ihtiyacları olan o çocuklara kitap ,kıyafet ve sevgi gönderiminde bulunabiliniyor.bende bir kaç kardeş olabilitesi olan çocuk tespit ettim ve aileme danışıp onlardan birini kardeş olarak seçeceğim.Çeşitli ilçelerde yaşadım bende küçükken bir kaç sene,o  çocuklardan çok arkadaş edindim ,hatırlıyorum hepsini ve tanıyorum o çocukları...

Her neyse şimdi oral biyoloji vakti,yanında biraz supertramp belki sakinleştirir beni...


http://listen.grooveshark.com/s/Travelled/3P3LD