may the nude foot be with us

may the nude foot be with us

search

_____s o u n d of m u z a k______

sound of muzak

şımak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şımak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2010 Salı

0

Sürekli hayatı sorgulayan insan bugün bu mücadelesinden vazgeçti.Çünkü bugün farketti hayatının sadece bir sıfırdan ibaret olduğunu.Yirmi bir yıl boyunca şu sıfır gibi kendi etrafında dönüp durdu,kat ettiği yol sıfır oldu.
Bazıları şanslıdır önlerine çıkan fırsatlar ile dolup taşar hayatları.Her attıkları adım onların lehinedir ,sıfırda kalmazlar asla durmadan ilerlerler.1leri vardır 2leri 3leri.
Kendimi kaybeden olarak nitelendirmiyorum çünkü kaybedecek bir 1 im bile yok malesef.Ve şunu söylemeliyim ki
sürekli didinip çabalayıp şu hayatta,sürekli 'elde var 0' sözünü telafuz etmek kadar yaralayıcısı yoktur ,yok yani kesinkes söyleyeyim gerçekten yok daha vahimi.Bunun bir üst modelide insanın kendisini gereksiz hissetmesi ki bunun tetikleyicisi ,koskocaman içi boş 0 lardan oluşan hayattır zaten.
Böyle hayattan her sıkıldığımda silkelenip kısa bir süreliğine belkide yaşayabilmemdeki tek etken olan birkaç dostumu ve ailemi kısacası serum niteliğindeki insanlar topluluğunu hatırlıyorum, toplasan 20 bile etmezler belkide.Geçen seneyi hatırlıyorum ,servisin kaza yapmasını bile isteyecek kadar şu hayattan nefret ettiğim günleri.Umuyorum tekrar o hale geldiğim bir seferde mücadeleyi elden bırakmamayı.
Bu dünyanın bana göre olmadığını biliyorum ,fakat sadece bilmekle kalamıyorum sevmiyorum ,kendimi seviyorum normalde ben iyiyim elimde olan tek şeyde bu diyorum fakat bu hayatta kalmak için yeterli mi bilmiyorum.Her asi bir gün düzene uyar ,hayatla savaşmaktan yorulup kendimi sevmemem için bir sürü ortam hazırlayan hayata, düzene uyuyorum.
Elde var sıfır ,belkide bu yüzden hiçbir zaman sevemedim 0 ı.Hep 2yi severdim ,8i ,9 u.sayılarla aram iyiydi hep ama 0la nedense asla iyi olamadı.Yuvarlak olan şeyleri sevmem ,bana hep güvensiz düzenbazmış gibi gelirler.Sandalyenin tekerleği ,arabanın lastiği ,şişelerin kapakları,kapıların yuvarlak delikleri...dünya ...
Dünya,yuvarlak hatlara sahip olan sensin ,güvenilmeyen düzenbaz olanda sensin ,sen bir sıfırsın koskocaman bir sıfır...

10 Nisan 2010 Cumartesi

isyan-insan-hayat

isyan


kimse kusura bakmasın ama karşısındaki isyan eden insana hayatına şükret diyenlerin acaba kaçı aslında en içten şekilde şükredecek kadar mutlu?
bu kadar kolay mı yani şuursuzca ve düşünmeden beynini kullanmadan konuşmak?
bazı klişeleşmiş buram buram çöp yığını kokan lafları kullanarak karşındakine akıl vermek ve şartları kabullenmek ne kadar doğru?
benim isyanım tanrıya değil
ona inanıyorum fakat kader denen varsayıma  inanmıyorum  bizler birer oyuncak ,önceden programlanmış robotlar değiliz.her insan kader denen kavramı kendi yaratır.


insanlar


insanları seviyorum.her insanın doğuştan muazzam bir değeri olduğuna inanıyorum.
fakat bu değerin sabit kalıp kalmaması insanın kendisine bağlıdır.
değer insanın davranışlarının bir ölçütüdür.
davranış insanın karakteriyle orantılıdır.
karşımdaki insanın  bana göre sonsuz bir değeri vardır.


empati


insan her zaman empati kurmak zorundadır.empati kurmamak bir saygısızlık empati kuramamak bir noksanlıktır.empati kuramayan insan ilkel bir canlıdan farksızdır.
empati kuramayan bu ilkel canlı ,normal bir insanda olması gereken duygu,düşünce,davranışlara sahip değildir.karakteri yoktur ve değersizdir.
insanlar hatalar yaparlar ,insanın doğası bunu gerektirir.fakat empati yeteneğine sahip bir tam insan yaptığı hataları sorgular ,kendisini sorgular.hatalarını  telafi eder/etmek için çabalar.
empati sahibi insan karşısındaki insanın ne hissettiğini kolaylıkla saptayabilir ,davranışlarını ona göre yönlendirebilir.insan denen varlığa sonsuz sevgisi vardır ,affedicidir  korumacıdır , insana  yarararlı olmak için elinden geleni yapar.


hayat- kader varsayımı


her insanın tanrıyla arasında problem mutlaka olur.insan hayatı her zaman zordur ,her zaman isyan eder ,bu durumdan bir şekilde tanrıyı sorumlu tutar.halbuki kendini bu duruma getiren insanoğludur.
dünyanın düzenini tanrı belirlememiştir.o sadece bir yaratıcıdır ve olan biteni bulunduğu yerden,ki kendisi bir manevi enerjidir ,dolayısıyla soluduğumuz hava gibi her yerdedir büyük ihtimalle diyenler vardır, izlemektedir.
insanoğlu kendisini içinde bulunduğu duruma kendi sokmuştur.
hayat gittikçe zorlaşmaktadır ve zorlaşmaya devam  edecektir.
insan hayatı zorlaştıran etkenleri kendi inşa etmiştir
- emperyalizm ,din zorbalığı ,ırkçılık[veya milliyetçilik:
normalde ırkçılıkla milliyetçiliğin arasındaki fark barizdir. fakat ben milliyetçilik ayağıyla ırkçılık yapan ve toplumun büyük bir kısmını kapsayan bu güruh nedeniyle milliyetçilik kavramından soğudum. milliyetçilik tabi ki sevgili Atatürk'ümüzün inkılapları kapsamında ideal olandır. fakat  benim hayalimdeyse her türlü ayrılığa, sınıra karşı olan,faşizmin asla barınamadığı bir dünya var.]bunlar evrensel sorunlardır.inşa edildikleri günden beri insanoğlunun boğazını sıkan elleri her geçen gün biraz daha sertleşmiş kurtulmak biraz daha güçleşmiştir. 
-insanın insanla olan ilişkisinden kaynaklanan sorunlar ,genel olarak insanda empati yeteneğinin noksan olmasının bir sonucudur.
kısacası insanın yaratılışından bugüne insan hayatının bu derece yaşanmaz olmasındaki etken insandır.


şimdi yazının ciddiyetini bozuyorum malesef
bunları neden yazıyorum?az önce kafam attı çünkü bu yüzden
annemle yatakodasında geçen bir tartışma yüzünden
sorum 23 nisanda tutkuyla trabzona gidip gidemeyeceğimdi
cevap ise tahmin ettiğim gibi hayır.
niçin aileler çocuklarını gözlerinin önünden ayırmak istemez?
insani ilişkilerdeki sorunlardan biri de budur.çocuk dediğimiz ben 21 yaşında bir bireyim üstelik.ne kadar gülünç öyle değil mi?akşama arkadaşımla eve çıkmak konusunu açmayı tekrar gözden geçirmeliyim sanırım.

saygı

bu ve benzeri insan ilişkileri problemleri   insanın  özgrlüğüne bir kısıtlama ,düşüncelerine bir saygısızlıktır.
bu örneği verdim iyimser olmak amacıyla
yaşadığımız toplumda genel olarak ciddi oranda,çok ağır  bir kısıtlamacılık ve düşüncelere saygısızlık mevcutken bu çok hafif bir problemdir çünkü.
saygı huzur demektir bana göre.saygılıysanız ve karşınızdaki size saygılıysa ortada bir sorun asla yoktur.olan sorunlar çözülebilir niteliktedir.
bu hafta çok ciddi anlamda güven sorunu yaşadığımız bazı insanları hayatımızdan silmek zorunda kaldık.
çünkü onlar karşılarindeki insanların hayatlarına saygısızca müdahale edip ,bulandırmaya çalışan karakterde insanlardı.
hayatımıza müdahale ettiler ,güvenimizi sarstılar yerlebir ettiler ,çünkü saygısızdılar.
öğrendiğimiz hakikat onların saygısız yani empati yeteneğinden mahrum yani karakteri olmayan yani ilkel bir canlı niteliğinde yani değersiz varlıklar olduğuydu.

1 Mart 2010 Pazartesi

Flaşşş haberrr...!!!!!

Ajanlardan düşen son bilgilere göre Şımak Adlı kişi son 3 saattir msn de görülmemiştir...Ailesi ve dostları başına bişey gelmesinden korkuyor..ayrıntlar az sonra..söz sende birant..

23 Şubat 2010 Salı

placebo kafası

güzel(nadir olarak) bir salı günü okulu kırdıktan sonra,soğuktan donmuş olan ben evceğizime ulaştım erkenden ,derken yemeğimi falan yedim(öncesinde ve sonrasında 500er defa tartılmak suretiyle,hayatında ilk kez rejim yapıyorum sanırım suyunu çıkardım),müziğimi açtım ,uyumak yine yalan oldu tabiki.Pink floydumu dinliyorkeen blogu açtım.yanda konuşun kutusuna bakmıştım sabah,sevgili vilsimit aramıza katılmış kendisine buradan koocaman bir hoşgeldin diyoruz ve kızılay soda kafasına devam etmesini diliyoruz ,soda iyidir.

placebo kafasıda iyidir.şöyleki bir kaç gündür placebo kafası yaşıyorum.çünkü ergenlik yıllarımın (hala ergen gibiyim aslında dur bak kötü hissettim,bu ne şımarıklık kazık kadar olduk)bir numaralı kafasıydı placebo fakat son altı aydır falan dinlemiyordum ,ben artık büyüdüm hıhh havasına girip.neyseki haksızlık ettiğimin farkına vardım ,umarım geç olmamıştır .geç olmuş olabilir aslında yazın konserlerine gitmedim mesela ,bi daha brian molkoyu çok görürüm ,yaşlandı adam artık ,bu haltı yememeliydim.ilk konserlerine gittiğimde halbuki rüya gibi gelmişti bana hayatımın en acayip günüydü ,ertesi gün ve diğer bir kaç yıl sürekli konser anlarını düşünüyordum ,ohşş brianım güzlerini yirim senin ,ohhş sese bak ,aaahh special needs i söyledi ya ölsemde gam yemem artık ,of ulen of ...
ergenlik dönemimin en çalkantılı yıllarıydı ,kolay mı ...neyse çok uzattım .
brian'ımın placebo etkisi yapan o güzide sesinin içimize güzelce işlemesini istiyorsak tüm albümlerini mutlaka dinlemeliyiz ,bir tek son albümü beğenmediğimi itiraf etmek istiyorum,onun dışında diğer albümlerin içinden tek tek şarkı eleyebilmemin imkanı yok.haydi biraz ergenlik günlerimize geri dönelim.

http://fizy.com/s/1d4rhf , http://fizy.com/s/13elg3 , http://fizy.com/s/16kjsn

24 Ocak 2010 Pazar

bir 24 ocak günü itiraf ediyorum


itiraf ediyorum ,blogun sağ alt köşesindeki john lennon resmini önce babaanneme sonra zerrin özer'e benzettim .sonra bugün euphoria ile konuşurken come on yazacağıma camon yazdım,işin vahim yanı şu itiraf ediyorum bu tür şeyleri hep yapıyorum ,hatta euphoria yı bile yanlış yazıyorum hatta yazamıyorum ve hatta yazarken euphorianın nası yazıldığına bakıyorum onun msn iletisinden ,sildiği zaman ne halt yicem bilmiyorum ,okunduğu gibi yazmayı düşünüyorum ama nası okunduğunu bilmiyorum.itiraf ediyorum şu üstteki ayak resmi kardeşime ait ,bunun için vakit ayırdım evet ,bunu yaptım sürekli boş işlerle uğraşıyorum .itiraf ediyorum blog çok ilkel bi blog oldu ama kapaistem bu kadar daha gelişmişini yapamadım ,itiraf ediyorum çok uğraştım ,koskoca bir günümü buna harcadım ama yapamadım.bu gece başka itiraf edecek şey kalmadı sanırsam.